#29 Gönderen: Şadan Dönmez
03/11/08 21:20
ISLAK İSTANBUL
Gittiğinden beri yalnız yanaklarımdı ıslak
Herkes bana bakardı sokaklarda
Bir gün gelirsen bu şehre..
Herkesten özür dile
Sayende yalnız yanaklarım değil
Artık İstanbul'da ıslak
Gittiğinden beri yalnız yanaklarımdı ıslak
Herkes bana bakardı sokaklarda
Bir gün gelirsen bu şehre..
Herkesten özür dile
Sayende yalnız yanaklarım değil
Artık İstanbul'da ıslak
#30 Gönderen: Şadan Dönmez
05/11/08 10:56
BİR EYLÜL SABAHI
seni bir eylül sabahında sevdim
kuşların sonbahar şarkılarıyla,
ben ağlardım ağaçlarla bereber
sabahları ahu bakışlarına vuruldum
o bakışların ki dünyalara değer...
senin sensizlğini sevdim bir eylül sabahında
o hayat dolu bakışlarına sevdalandım.
sana olan sevdamı yüreğimde saklıyorum,
korkuyorum başkalarına söylemeye
ve diyemiyorum sana;
''seni seviyorum''diye...
seni her eylül sabahında bekleyeceğim
o sokakta, o köşede, o ağacın altında...
eylül rüzgarlarının armağanı sevdamı,
saklıyorum hala kalbimim en derın yerınde..
bekleyeceğim suya susayan toprak misali
ve sonsuza dek seveceğim seni...
belki bir ilkbaharda,
sevdamı çiçeklere serper
umutlarımı bulutlara yazarım..
ve yanına gelir uzatırım sana ellerımi
beyaz bir ipek mendil içinde kuru bir karanfil ve sigara...
karanfile sevdamı yazarım, sigaraya efkarımı
ve kalbimi uzatırım ellerine.
sende bir ceylan misali ürkekçe
alırsın pamuktan ellerıne,
belki de şaşkınlık içinde bakarsın yüzüme,
ben ise susarım,
sonra titrek sesinle sorarsın bunlar ne diye;
ben ise yine susarım
çünkü;
''seni seviyorum''diyemem sana...
seni bir eylül sabahında sevdim
kuşların sonbahar şarkılarıyla,
ben ağlardım ağaçlarla bereber
sabahları ahu bakışlarına vuruldum
o bakışların ki dünyalara değer...
senin sensizlğini sevdim bir eylül sabahında
o hayat dolu bakışlarına sevdalandım.
sana olan sevdamı yüreğimde saklıyorum,
korkuyorum başkalarına söylemeye
ve diyemiyorum sana;
''seni seviyorum''diye...
seni her eylül sabahında bekleyeceğim
o sokakta, o köşede, o ağacın altında...
eylül rüzgarlarının armağanı sevdamı,
saklıyorum hala kalbimim en derın yerınde..
bekleyeceğim suya susayan toprak misali
ve sonsuza dek seveceğim seni...
belki bir ilkbaharda,
sevdamı çiçeklere serper
umutlarımı bulutlara yazarım..
ve yanına gelir uzatırım sana ellerımi
beyaz bir ipek mendil içinde kuru bir karanfil ve sigara...
karanfile sevdamı yazarım, sigaraya efkarımı
ve kalbimi uzatırım ellerine.
sende bir ceylan misali ürkekçe
alırsın pamuktan ellerıne,
belki de şaşkınlık içinde bakarsın yüzüme,
ben ise susarım,
sonra titrek sesinle sorarsın bunlar ne diye;
ben ise yine susarım
çünkü;
''seni seviyorum''diyemem sana...
#31 Gönderen: Şadan Dönmez
05/11/08 22:50
AYRILIK NE BİLİYOR MUSUN?
Ayrılık Ne Biliyor Musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede, ne güz,
ne cephelerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte,
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar, ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek.
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması.
ayrılık, yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme, yalnızca gölge vermesi ağaçların.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş.
iki adımından birisi insanın.
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
Ayrılık Ne Biliyor Musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede, ne güz,
ne cephelerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte,
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar, ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek.
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması.
ayrılık, yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme, yalnızca gölge vermesi ağaçların.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya. başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş.
iki adımından birisi insanın.
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
#32 Gönderen: Şadan Dönmez
07/11/08 12:58
HÜZNÜMÜN VİRGÜLÜSÜN
Yaşadığım hüzünler arasındaki
Mutlu nefes alışlarımsın sen
Duraklamalarımsın.
Hüznümün virgülüsün soluklandığım.
Hasretleri unutup umutlandığım.
Gecenin karanlığında
İçimi aydınlatan bir mum ışığı,
Açlığımı susturduğum bir lokma ekmek
Penceresiz odalarımın aydınlığı.
Hüznümün virgülüsün sen
Özlemeler ve bekleyişler
Gider bizden çok uzaklara
Sen yanımdayken.
Mutluluk tırmanır doruklarıma
Mehtap ikimizin üzerinde yıkanıyorken.
Hüznümün virgülüsün sen.
Bir gidensin, bir gelen.
Ama yetmez bana bu duraksamalar
Gitmemek üzere gel istersen!
Yıkabilsen aramızdaki duvarları
Ah ne olurdu sanki
Hüznümün virgülü değil
Noktası olabilsen!
Yaşadığım hüzünler arasındaki
Mutlu nefes alışlarımsın sen
Duraklamalarımsın.
Hüznümün virgülüsün soluklandığım.
Hasretleri unutup umutlandığım.
Gecenin karanlığında
İçimi aydınlatan bir mum ışığı,
Açlığımı susturduğum bir lokma ekmek
Penceresiz odalarımın aydınlığı.
Hüznümün virgülüsün sen
Özlemeler ve bekleyişler
Gider bizden çok uzaklara
Sen yanımdayken.
Mutluluk tırmanır doruklarıma
Mehtap ikimizin üzerinde yıkanıyorken.
Hüznümün virgülüsün sen.
Bir gidensin, bir gelen.
Ama yetmez bana bu duraksamalar
Gitmemek üzere gel istersen!
Yıkabilsen aramızdaki duvarları
Ah ne olurdu sanki
Hüznümün virgülü değil
Noktası olabilsen!